Birkaç gün önce, sanırım Pazar günüydü.Benimle sohbet etmeye çok ihtiyacı olduğunu söyleyen bir arkadaşım ile buluştuk. Çok sıkılmıştı. O gün işi ilgili onu çok sarsan bir olay yaşamıştı. Ama bu olay geçmişte onun özel ilişkilerinden kaynaklanan, rahatsız eden ve aradan çok zaman geçmesine rağmen çözemediğini hissettiği diğer sorunları da tekrar gündeme getirmişti.
Sohbet birden o gün işyerinde olan ve aslında onu en çok endişelendiren olaydan çıkıp özel konudaki çözümsüzlüğünde yoğunlaşmıştı. Sohbeti burada anlatacak değilim elbet. Özetle, hiç olmadığı kadar verimli ve rahatlatan bir sohbetti. Sonunda o da, ben de kendimizi daha iyi hissediyorduk ve hayatın olağan akışına dönmüştük. Yüzündeki o nazik, en sonunda huzurlu gözleriyle saatine baktı ve gitmem gerekiyor dedi. Giderken de sohbetimizin bu kadar hoş, rahatlatıcı ve iyileştirici etkisinden söz edip, benden bende fark ettiği bu değişimin öyküsünü, Beyazkelebekler sitesine yazmamı önerdi.Ben de bu deneyimimi sizlerle paylaşmaya karar verdim.
Çok yakın bir zamanda yaşadığım kötü bir olay yüzünden tüm hayatım allak bullak olmuştu. Her şeyi düzeltmek için o kadar çok yol aradım ki, çözdüm diyemem. Çünkü yaşadıklarımdan sonra hissettiklerim beni tüm eylemlerimden alıkoyuyordu. Hareketsiz, mutsuz, kendinden memnuniyetsiz, acılı, kederli, öfkeli, kızgın, ağlamaklı anlar yığını içindeydim. Bir çok alanın birbirinden farklı olarak nitelendirdiği ve çözüm önerilerinin de farklı olduğu o mutsuz ve çöküntü hali işte: Depresyon hali yani. Şimdi ise bu kelimeler bana pek bir şey ifade etmiyor. Zira her şey değişti! Nasıl mı? Çok kolay oldu.
NLP ( Neuro-Linguistic Programming ) denilen programı uygulayarak.Türkçede “Sinir Dili Programlaması” olarak anılan bu programla 5 yıl önce tanışmıştım. Bu eğitimi alarak sigaradan bir süreliğine uzak kalmayı deneyimlemiştim. Bu konuda da çeşitli kitaplar okuyarak NLP ile tanışlığımı zaman zaman sürdürüyordum.
Bir gün Sayın Cengiz Eren’in “ İçerik Sizi Düşünmek ” adlı kitabını okudum. Açıkçası NLP modelinin Türkiye toplumuna ve insanına uyarlanması yönünde çok başarılı bulduğum. ve etkilenerek okuduğum ilk kitaptı. Tabii ki tanışmak istedim ve bir süre telefonla hoş sohbetler yaptık. Hayatından şikayet eden, yaşamlarını diğer yollarla değiştirmeyi denemiş ama istedikleri sonucu alamamış bir iki dostumla yaptığımız sohbette, bu kitaptan ve elbette kitabın yazarı NLP uygulayıcısı Sayın Cengiz Eren’den sözettik. Değişmeye karar vermiş bu kişiler Cengiz Eren ‘den bire bir NLP eğitimi aldılar ve bana istedikleri sonuçları elde ettiklerini ilettiler.
Kendimi çözümsüz ve depresif hissettiğim, neredeyse hayatımı devam ettirme enerjimi kaybettiğimi düşündüğüm o günlerde , öncelikle NLP dışında bir çözüm aramaya dönüktüm. Zira çevremde NLP ile ilgili olumsuz düşüncelere sahip insanlar çoğunluktaydı ve ben 5 yıl önce asla yapamayacağımı düşündüğüm; örneğin, sigara içmeyi durdurmak gibi bir mucizeyi, NLP ile tecrübe ettiğimi nasıl olduysa hatırlamıyordum. Bu yüzden önce bir psikolog ile görüşme yaptım. Psikolog bana daha fazla yardımı olacağını düşündüğü, özellikle ikili ilişkiler konusunda uzman bir psikiyatr önerdi.
O günlerde yaşadığım depresyonumun sebebinin , erkek arkadaşımla yaşadığım son kötü tecrübeler olduğuna inanıyordum. Hatta partnerime uzman doktora birlikte gitmemiz konusunda baskı yapıyordum. O da yaşadığımız kötü tecrübenin bedelini bu şekilde ödeyeceği ve sonrasında da “günah benden gitti” rahatlayacağı düşüncesi ile uzmana birlikte görünme teklifimi kabul etti. Randevu bile almıştım. Ama içimi kemiren kurtçuklar bu işin böyle çözülmeyeceği yönünde çalışıyordu. Çünkü rahatsızlığım dur durak bilmiyordu. Sürekli olarak birlikte yaşanan kötü tecrübeleri hatırlıyor ve sorguluyordum . Olaya öyle odaklanmıştım ki partnerimin tüm özürleri, “Lütfen bize ve aşkımıza güven, bunu aşacağız” demeleri, onu sevmeyi hissetmeyi çok özlemiş olmam bile sorgulamalarımı durduramıyordu.
Sanki sorgulayınca doğru cevaplar veriyormuşuz gibi , sorularımıza verdiğimiz cevaplar bizi birden iyileştiriyormuş gibi devam ediyordum içsel sorgulamalarıma. Öyle bir hale geldim ki, bulaşık yıkarken yarım bırakmış, bilgisayarda salak bir oyuna dalmış, gelen telefonları açamaz olmuşum. İşimden, dostlarımdan, dahası asıl kendimden kaçar olmuşum. Evdeki kedilerim bile benden bucak bucak kaçıyordu. Birlikte çalıştığım arkadaşımın durup dururken tansiyonu düşüyor, benden izin alıp evine gidiyordu.Şimdi anlıyorum ki, o da benden uzaklaşmak istiyordu. Enerjim yok denecek kadar azalmış, kalanı beni hayattan kaçırıyordu.
Birden kendilerini kötü hisseden yakınlarıma önerdiğim NLP’ yi ve aldıkları eğitimle hayatlarını değiştiren insanları hatırladım. Evet, sıra bana gelmişti. Bir anda ve düşünmeden verdiğim bir kararla internette Sayın Cengiz Eren’nin web sayfasına girdim, telefonu aldım, aradım ve bir randevu aldım. İşte o anda değişim başladı.
Cengiz Eren’in NLP eğitimi verdiği ofisi Anadolu yakasında bir yerde. Ben ise Avrupa yakasında yaşıyorum. Deniz yolu ile geçmeyi tercih ettim. Çünkü hep sevgiyle ve gülümseyerek hatırladığım babaannem derdi ki, “Sık sık denizaşırı geç, tüm kötülükler ve nazarlar, sen geçerken suya dökülür , yiter gider. Sen de hafiflemiş olarak, bir kuş gibi geçersin o tarafa.”
Beşiktaş iskelesinden bindiğim Kadıköy vapurunun kıç güvertesinde, bu sözleri hatırlayarak çevreye bakındım. İstanbul’un Boğaz’dan görüntüsüne bayılırım. Beni hep etkilemiştir ve bana “İyi ki İstanbul’da yaşıyorum”, dedirtmiştir. Yine aynı coşkuyu bulmak için bakıyordum etrafıma. Nafile! O güzelim Topkapı Sarayı, arkasındaki Ayasofya ve hemen yanındaymış gibi duran Sultanahmet Camii ne kadar uzaktı! Sanki puslu bir camın arkasından görünen gri renkli, kötü çekilmiş fotoğraflar gibiydiler. Anadolu yakası ise hiç cazip değildi bu kez. “Allahım” dedim, “Daha mutsuz bir an olabilir mi? Ben bu mutsuzlukla nasıl yaşayacağım? Ne olur bir şeyler değişsin! Ne olur…”
Yalvardığım kendimmiş meğerse…Değişebilirmişim, değiştirebilirmişim ve yaşam olmadığı kadar mutlu olabilirmiş… Dört saat süren NLP eğitimimden çıkışta aynı yolları geriye doğru giderken hayat bu kez değişmişti. Bu kez Üsküdar İskelesi’nden bindiğim motorun yine kıç iskelesinde, hayal edemediğim kadar rahatlamış, arınmış, mutlu, huzurlu, kendisinin ve çevresinin güzelliğini en yüksek dereceden algılayan ve bundan kışkırtıcı bir zevk alan; kaybettiğini sandığı tüm güvenlerini geri almış; hayata, aşka, işe, dostluğa, sevgiye, geleceğe olan inancı daha sağlam, ne yapacağından artık emin olan, hayata dair yapacakları konusunda içi kıpır kıpır olan bir Berna vardı.
Sayın Cengiz Eren ile deneyimlediğim 4 saatlik NLP eğitimi sonrasında istediğim şekillerde değişim göstermiş olan kişi, yani ben, o günden sonra tecrübe ettiğim tüm değişimlerin farkında ve bundan dolayı çok mutlu, enerjisi ile çevresine ışık saçan biri oldum çıktım. Değişimim iyi yönde sürüyor ve sürecek olması beni çok heyecanlandırıyor.
Yakın çevremde de, o akşamdan itibaren bende başlayan ve süren olumlu değişimlerden etkilenen birkaç arkadaşım da NLP eğitimini deneyimlemeye başladı. Kulak misafiri olduğum kadarı ile telefonla randevu alan bir arkadaşım Sayın Eren’e şöyle diyordu: “Berna mı? O kadar iyi görünüyor ve gözlerindeki ışıltı beni o kadar çok etkiledi ki, ben de aynısından istiyorum.”
Sayın Eren ile eğitim sonrasında yaptığımız sohbetlerde, bana ısrarla söylediği önemli bir konu var ki onu sizlerle paylaşmak isterim: Olan güzel değişimlerin asıl sebebinin kendi kaynaklarımızı doğru kullanmamız gerçeği!
Kendisi, sadece var olan kaynaklarımı doğru kullanmam ve yeni kaynaklar yaratmam konusunda yardımcı olduğunu, asıl işi benim yaptığımı söylüyor ve isterse tüm insanların bende oluşan bu güzel değişimi yaşayabileceğine inanıyor. Elbette ona hak veriyorum ve doğru olan da bu. Ama eğitim verdiği insanlara ve yaptığı işe bu denli inandığı için ona çok teşekkür ediyorum.
Bu hoş tecrübemi sizlerle paylaşmak istedim, çünkü güzel olan her şey paylaşılmalı. O zaman daha da büyüyor ve sürekli oluyor güzellikler.
08.02.2006 / Berna Kocaboz / avukat / Şişli /İstanbul
|